Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / / Fýrat’ýn Batýsý’nda Neler Oluyor?

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Almanya’nın Önlemez Çöktürülüğ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Orta Doðu ve NATO
  Ceren GÜRSELER
  Batý Sahra’da BM’nin Giriþimleri
  Elşan İZZETGİL
  Daðlýk Karabað Savaþýnýn Düþünd...
  Musa KARADEMİR
  ÝNGÝLTERE AB’DEN AYRILDI ÞÝMDÝ D...
  İsmail CİNGÖZ
  Türkiye ve KKTC’de Seçimler Yaklaþ...
Diger yazarlar »
Eklenme Tarihi: 2016-06-23 13:12:09
Fýrat’ýn Batýsý’nda Neler Oluyor?

Türk-Amerikan iliþkilerinde yaþanan geliþmeler, haliyle “Fýrat’ýn batýsý” olarak deklare edilen kýrmýzý çizginin silinip silinmediði tartýþmasýný da alevlendirmiþ vaziyette. Tartýþmayý hararetli bir þekilde baþlatan Batýlý yayýn organlarýnýn baþýnda da Deutsche Welle (DW) Türkçe geliyor. DW’nin 7 Haziran tarihli haber-yorum yazýsýnýn baþlýðý aynen þöyleydi: “Türkiye’nin kýrmýzý çizgisi silindi mi?”

Bu soru çok da haksýz sayýlmaz. Nitekim Minbic’in adýnýn PYD/YPG tarafýndan Manbik olarak deðiþtirilmesi haberleri sonrasý PKK’nýn Suriye uzantýsý PYD güdümlü Demokratik Suriye Güçleri sözcüsü Talel Sülo’nun Halep’in kuzeyi ve Rakka’da yaþananlarla ilgili olarak yaptýðý açýklamada, “Kobani’yi ziyaret eden ABD Merkez Kuvvetler Komutaný Joseph Votel’den federal bölge sözünü aldýk” ifadesi ilk etapta kýrmýzý çizginin varlýðýný fazlasýyla tartýþmalý hale getiriyor. Bu arada, Sülo’nun Suriye’nin yüzde 20’lik kýsmýnda hâkimiyet saðladýklarýný söylemesini de göz ardý etmemek gerekiyor.

Bu kapsamda, Türkiye’nin Suriye’deki “güvenli bölge” projesini ABD’nin sabote ettiðini söyleyen Suriye’deki önemli muhalif gruplardan Þam Cephesi sözcüsü Muhammed el-Ahmed’in iddialarý da fazlasýyla kayda deðer. Azez-Cerablus arasýnda “Mare Hattý” olarak da bilinen 90 kilometre uzunluða 35 kilometre derinliðe sahip bölgedeki PYD varlýðýna dikkat çeken Muhammed el-Ahmed, “ABD’nin hedefi Azez-Cerablus baðlantýsýný saðlamak ve güvenli bölgenin tamamýný PYD’ye teslim etmek” diyor ve Sülo’nun iddiasýný teyit eden þu ifadeyi kullanýyor: “Suriye PKK’sýn güvenli bölge olarak düþünülen alanýn yüzde 20’sini kontrol altýnda tutuyor.”

Sözcü Muhammed el-Ahmed’e göre, IÞÝD, PYD’ye alan açýyor ve 1,5 yýl önce küçük bir grup olan PYD, Ayn-el Arap (Kobani) sonrasý ABD eliyle düzenli bir ordu haline getirildi. Eðer, Afrin-Cerablus baðlantýsý saðlanýrsa, bunu müteakiben 6 ay içerisinde Suriye’nin kuzeyinde federal bölge adý altýnda Türkiye sýnýr hattýný kontrol edecek olan uydu devlet ilan edecek.

Tüm senaryonun farkýnda olduklarýný, bölgenin çok yakýn zamanda PYD’ye teslim edileceðini ifade eden Ahmed’e göre bunu engellemenin tek yolu ise Türkiye’nin bölgeye müdahale etmesinden geçiyor. Eðer bu müdahale olmaz ise, Suriye’de kangren olacak bir felaket dönemini baþlayacak...”

Türkiye, Kuzey Suriye’ye Müdahalede Bulunur mu?

Açýkçasý, bu kritik soruya doðrudan doðruya “evet” ya da “hayýr” cevabýný verebilmek, o kadar da kolay deðil. Ankara son noktaya kadar açýk bir müdahalede bulunacaða benzemiyor. Dolayýsýyla, servis edildiði gibi Türkiye’nin öyle birlikte hareket edebileceði güçlü bir ittifak söz konusu deðil. Bu baðlamda Suudi Arabistan’ýn son günlerde ABD’ye yönelik “mavi boncuklarý” dikkatlerden kaçmýyor.

Sözcü Ahmed’in de belirttiði gibi, “Ýslam Ordusu” burada bir heyecan oluþturmakla birlikte, alana þu an için müdahale etmesi pek mümkün deðil. Nitekim, basýnda yer alan son haberlere göre, Ýslam Ordusu daha çok kriz sonrasý bölgede barýþ gücü olarak görev üstleneceðe benziyor.

Bu durumda Ankara’nýn yeni bir strateji geliþtirdiðini görüyoruz. Bu stratejiye göre: 1. ABD ile kontrollü krize devam, yani bir taraftan kýrmýzý çizgileri koruma, diðer taraftan ise Washington ile müzakere sürecini devam ettirme; 2. Suriye’nin kuzeyinde yeni oluþumlarý teþvik etme; 3. Bölgedeki meþru muhalefete destek; 4. Türkmendaðý’ný her ne pahasýna olursa olsun elde tutma.

Bu hususlara biraz daha netlik kazandýrmak gerekirse... Ankara’dan yapýlan “ Menbiç/Minbic operasyonu sonrasýnda tek bir YPG’li kalmayacak. ABD garanti verdi” açýklamasý ve bu operasyonlarýn Demokratik Suriye Güçleri tarafýndan gerçekleþtirildiði, PYD/YPG güçlerinden az sayýda bir gücün daha çok lojistik destek noktasýnda bu gücün bir parçasý olarak operasyonlarda yer aldýðýna yönelik açýklamalar, ABD ile yaþanan krizde diplomatik çözüme yönelik bir “avans”, hatta deklare edilmemiþ bir “mutabakat” olarak da deðerlendirilebilir. ABD Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Antony Blinken’in ABD ile Türkiye’nin Menbiç’te birlikte çalýþtýðýný açýklamasý bu tespiti büyük ölçüde doðruluyor gibi...

Diðer taraftan Ankara’nýn Washington’a karþý ihtiyatlý davranma gereði duyduðunu da belirtmekte fayda var. Bu baðlamda Türkmendaðý ile sembolleþen Türkiye’nin bölgedeki son kalesi baðlamýnda yaþanan direnç, Ankara’nýn kýrmýzý çizgisi noktasýnda kararlý olduðunu gösteriyor. Ayný þekilde, Türkiye’nin her an eksen deðiþtirebileceðine yönelik son çýkýþlarý ve bu baðlamda Rusya ile yeni bir dönem arayýþý da bu güven sorununun bir göstergesi olarak da deðerlendirilebilir.

Bölgede kendisini göstermeye baþlayan ve PYD/YPG’yi hedef alan yeni Kürt yapýlanmalar, Ankara’nýn bölgede kolay kolay pes etmeyeceðinin bir diðer somut bir göstergesi olarak görülüyor. Dolayýsýyla, Ankara’nýn eli hiç de zayýf deðil. ABD baþta olmak üzere, birçok baþkent bunun farkýnda. Moskova da buna dâhil. Rusya Savunma Bakaný Sergey Þoygu’nun Suriye’ye apar topar gerçekleþtirdiði ziyaret bunun göstergesi. Bu ziyaretin Tahran’da gerçekleþtirilen Rusya, Ýran ve Suriye savunma bakanlarý toplantýsý sonrasý olduðunu da hatýrlatmakta fayda var.

Ankara-Washington Hattýnda Ýþler Karýþýk!

Türk-Amerikan iliþkileri þu an için Fýrat’ýn batýsýna sýkýþýp kalmýþ durumda desek, açýkçasý çok da yanýlmýþ olmayýz. Eðer bu bölgedeki kriz aþýlamaz ise, o zaman ikili iliþkilerde çok daha derin krizlerin olacaðýyla ilgili mesajlarý taraflar çok net bir þekilde veriyor.

Türkiye, ABD’ye Kuzey Afrika ve Ortadoðu’dan baþlamak üzere, Karadeniz-Kafkaslar-Hazar-Orta Asya-Güney Asya hattýndan bazý göndermelerde bulunurken, onun iki önemli uzantýsý konumunda bulunan AB ve NATO noktasýnda da kritik kararlar alabileceðiyle ilgili mesajlar veriyor, hem de alenen...

Buna karþýlýk ABD tarafý da bu mesajýn adresine farklý hamlelerde bulunabileceðiyle ilgili karþý mesajlarýný bir takým think tanklar, dergiler ve basýn üzerinden veriyor. Ýnsan haklarý, ifade özgürlüðü ve demokrasi ile ilgili sorunlara çeken ABD yönetiminin antidemokratik yöntem ve araçlara iþaret etmesi ve aba altýndan sopa göstermesi, kendi içerisinde bir çeliþki gibi görünse de, “tarihi referanslar” bunun bir sürpriz olmayacaðýný gösteriyor.

Peki, ABD bunu yapabilir mi? Bu iþte biraz zor. Çünkü Ankara’da siyaset mekanizmasý kendi görevini, güvenlik bürokrasisi de kendi iþini yapýyor ve arada tam bir mutabakat var. Dolayýsýyla, bazý beklentiler içerisinde olanlar avuçlarýný yalarlar!

 

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol

USGAM Baþkaný

 
  "Dünya Gýda Güvenliði Zirvesi: 1 Milyar Ýnsan Açlýkla Mücadele Ediyor!"   2012-03-23
  "Dünya Gýda Güvenliði Zirvesi (II):Türkiye'nin Açlýkla Mücadele Konusundaki Yaklaþýmlarý"   18.11.2009
  "Putin’in “Avrasya Birliði” Bildirisinin Ukrayna Parlamentosunda Tartýþýlýyor Olmasýnýn Düþündürdükleri"   12.11.2011
  "Kolektif Güvenlik Antlaþmasý Örgütü: güvenlik arayýþý ve yeni tehditleri önleme misyonu (1)"   18.08.2011
  "Ermenistan Açýlýmý ve Geleceði: Baþkan Obama 24 Nisan'da Sözde Soykýrým Sözünü Kullanacak Mý?   2012-04-07
  Aliyev Yönetimi Nere(ler)de Yanlýþ Yapýyor?   2012-02-03
  "Yükselen Güç" Çin'in Türkiye Hesaplarý...   2012-02-23
  Batý'nýn Soykýrým Siyasetindeki Sýrýtan Yüzü: "Hocalý"...   2012-02-28
  Arap Baharý Sürecinde Rusya ve Ýran'ýn Sandýktan Verdiði Mesajlar...   2012-02-06
  "Büyük ve Küçük Þeytan"ýn Molla Kavgasý...   2012-03-09
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU