Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Avrupa/ Almanya’da 30 Bin Üç Milyondan Büyük!

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Almanya’nın Önlemez Çöktürülüğ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Orta Doðu ve NATO
  Ceren GÜRSELER
  Batý Sahra’da BM’nin Giriþimleri
  Elşan İZZETGİL
  Daðlýk Karabað Savaþýnýn Düþünd...
  Musa KARADEMİR
  ÝNGÝLTERE AB’DEN AYRILDI ÞÝMDÝ D...
  İsmail CİNGÖZ
  Türkiye ve KKTC’de Seçimler Yaklaþ...
Diger yazarlar »
Eklenme Tarihi: 2016-06-14 03:27:07
Almanya’da 30 Bin Üç Milyondan Büyük!

1915 Tehcirinin Alman parlamentosu Bundestag’da “Soykýrým” olarak kabul edilmesinde dikkatlerden kaçan ayrýntýlar bulunmaktadýr. Öncelikle bundan önceki parlamento kararlarýnda olduðu gibi bu kararýn da anlamý yoktur. Bunu AB Adalet Divaný söylemektedir. Divana göre parlamento, siyasi bir organdýr. Bugün bu þekilde, yarýn tam aksi yönde karar alabilir. Hukuken bir kýymeti yoktur. Divanýn bu tespiti doðru olmakla birlikte siyaseten, psikolojik olarak ve ekonomik sonuçlarýyla bunun önemi vardýr, olacaktýr. Dolayýsýyla bu tür kararlarýn olgunlaþma sürecinde örgütlerin, devletin yapmasý gerekenler var. Karar alýndýktan sonra öfkeli beyanatlar sadece kararýn etkisini artýrýr.

Bundestag’ýn üye sayýsý 630’dur. Halbuki Türkiye’ye karþý bu aðýr iftiraya evet diyenlerin sayýsý 160 olup bir milletvekili hayýr oyu vermiþtir. Bu durumda oylamaya katýlmayan 470 milletvekili bir bakýma çekimser kalmýþtýr. Bu milletvekillerinin bir kýsmýnýn bir þekilde mazereti olabilir, oylamaya katýlsaydý evet oyu verebilecekler vardý. Ancak Ermeni lobisi ile parti yöneticilerinin kararlýlýklarýna karþýn yaklaþýk her dört milletvekilinden üçü oylamaya katýlmamýþsa Türkiye lehine bu durumu saðlýklý deðerlendirmek lazým.

Almanya’da 30 bin civarýnda Ermeniye karþýn yaklaþýk 3 milyon Türk yaþamaktadýr. Yani bu ülkedeki Türkler, Ermenilerin yaklaþýk 100 katý civarýndadýr. Öncelikle Hýristiyan toplumu olarak Ýslamafobi gibi kültürel sebeplerden dolayý Ermeni-Türk karþýlaþmasýnda 1-0 geriden baþladýðýmýzý kabul edelim. Ancak bu olumsuzluk Türklerin yeteri kadar örgütlenemedikleri, kulis faaliyetinde bulunamadýklarý, gerçekleri anlatamadýklarý, belki de doðrusunu kendilerinin de bilmediði gerçeðini deðiþtirmez.

Üç milyonluk kitle, dünyada birçok ülkenin nüfusundan fazladýr. Bu kadar insanýn farklý siyasal ve kültürel kamplarda toplanmasýný kimse önleyemez. Belki bu da bir zenginliktir. Ancak farklý dernekler halinde örgütlenmiþ gurbetçileri milli meseleler sözkonusu olduðu zaman birlik halinde hareket ettirme görevi de devlete aittir. Esasen bu yönde birçok imkânlar sözkonusudur. Fakat devlet görevlileri de yeni bir örgüt halinde gurbetçiler karþýsýna çýkarsa, bulunduklarý kampa göre kan tartýþmasý baþlatýlýrsa çok daha tehlikeli alanlara girilmiþ olur. Hatta Türkiye’deki yöneticilerin kan tahlili tartýþmalarý gündeme gelebilir. Nitekim 11 milletvekilinin kan testi gündeme getirilip düþman ilan edilmesi, dolaylý olarak hedef haline getirilmesi, müfteri durumundaki bu kiþileri maðdurlar sýnýfýna sokmuþtur. Ýþin hakikati en azýndan görünüþte kendi vicdanlarýna göre oylarýný kullanmýþ bu insanlarý hedef tahtasýna oturtmanýn ne Ermeni meselesini çözmede, ne Türk-Alman iliþkilerini geliþtirmede ne de Avrupa’daki Türk toplmunu Anavatan çýkarlarý istikametinde yönlendirmede hiçbir faydasý olmamýþtýr. Aksine Türkiye’nin prestijini düþürmede, hatta “zaten bunlar hep saldýrgandýr” kanaatini pekiþtirmede son derece etkili olmuþtur. Bu milletvekillerine koruma verilmesi, Türkiye’ye seyahat etmememe tavsiyesinde bulunma ihtiyacý duyulmasý dahi Ermeni lobisinin kendi baþýna elde edemeyeceði kazanýmý saðlamýþtýr.

Almanya’da onaylanan soykýrým iddialarý tasarýsýný Türk kökenli bir milletvekili hazýrlamýþ ve süreci baþlatmýþtýr. Ayný milletvekilinin daha önce benzer giriþimleri önlediðini biliyoruz. Gezi olaylarýndaki tutuma tepki olarak süreci baþlattýðý söyleniyor. Eðer bu iddia doðru olsaydý 2015’te, 1915’in 100. sene-i devriyesinde hazýrlanmasý gerekirdi. Ki geçen sene Ermeni lobileri Almanya’da da çok daha yoðun çalýþtýlar. Ne olduda 2016 baþýnda bir Türk kökenli milletvekili böyle bir giriþimde bulundu? Öncelikle bu sorunun cevabýnýn araþtýrýlmasý gerekmektedir. Yurt dýþýnda bulunan Türk kökenli milletveilleri ile diðer soydaþlarýmýzýn mensubu olduðu parti veya grup ile bunun Türkiye’deki yansýmasý ne olursa olsun devletin görevi bunlarý Türkiye’nin çýkarlarý istikametinde organize etmek, bu insanlarla gerekli iletiþimi kurabilmektir. Almanya büyükelçisinin baþarýsýzlýðý meydanda olup merkeze çekilmesi doðru bir karardýr. Ancak bu sonuç büyükelçiyi aþmaktadýr. Ermenistan cumhurbaþkaný soykýrým iddialarý ile ilgili Alman liderlerle görüþmüþ ve diplomatik nezaket çerçevesinde bu sonuca ulaþmak için her fýrsatý kullanmýþtýr. Benzeri giriþimleri Türk yönetici ve yetkililerden göremedik.

Soykýrým iddialarýna karþý gerçekleri söylediði için partisiyle sorun yaþayan Hakký Keskin ile Þükrü Server Aya gibi fedakârlarýn milletvekillerine kitap veya mahkeme kararlarý göndermeleri sonucu deðiþtirmeye yetmemiþtir. Karar alýndýktan sonra “gelin arþivleri araþtýralým” çaðrýsýný artýk anlamsýz buluyorum. Bunun yerine mesela 2005 Viyana platformundan Ermenilerin nasýl kaçtýðýný her Türk temsilci adý gibi bilmeli ve bunu her fýrsatta dile getirmelidir. Malta soruþturmasý, Lozan’daki müzakereler, AB Adalet Divaný kararý, AÝHM kararý gibi nokta atýþý olabilecek unsurlarý öncelikle yöneticiler çok iyi bilmeli ve bunu her fýrsatta gündeme getirmelidir.

Sorunun kulis, lobi, propaganda boyutu son derece önemlidir. Buradan alýnan güçle diplomasi kullanýlýr. Ancak öfkenin baskýn olduðu beyanat, sadece kayýplarý artýrýr, ülkeye ve Avrupa’daki Türk toplumuna zarar verir.

Bu karardan sonraki durum, bugüne kadar elde edilen kazanýmlar, akl-ý selim ve dipolomatik sanatýn önde olduðu toplantýlarda deðerlendirildiðini ve buna göre oluþturulan hatt-ý hareketin yürürlüðe girdiðini görmek istiyoruz. Bu konuda akademisyenlerin çalýþmalarý cepten para harcayarak basýlabilmekte, Türkiye’deki üniversitelere dahi ulaþamamaktadýr. Bunlardan gerekli görülenler baþka dillere çevrilip, özellikle batýlý ülke kütüphanelerine ulaþtýrýlmalýdýr. Halbuki yurtdýþýndaki Türk üniversitelerin kütüphaneleri dahi soykýrýmcý eserlerle dopdolu olup gerçeklerle alakalý araþtýrmaya ulaþmanýz zordur.

NOT: “Ermeni Soykýrým Ýddialarý ve Uluslararasý Hukuk” baþlýklý derleme çalýþmamýz basýlmýþtýr; Astana Yayýnlarý, Ankara.

Prof. Dr. Alaeddin Yalçýnkaya

USGAM Baþkan Yardýmcýsý

 
  "Avrupa Treni Dönüyor Mu?"   2012-03-20
  "SCHENGEN'E ÝTALYAN AYARI"   2012-03-20
  "Avrupa Günü'nü Kutlasak Mý kutlamasak Mý?"   2012-03-20
  "ÇATIRDAYAN AVRUPA"   2012-03-20
  "Cem Özdemir'e "Yeþil" Iýþýk (Mý?)"   2012-03-20
  "Göçmen Arayan Göçmen Ülkesi"   2012-03-20
  "Hür Demokratlarda Bir Vietnamlý"   2012-03-20
  "AB'nin Son Gözdesi: Hýrvatistan"   2012-03-20
  "Son Çare Polonya..."   2012-03-20
  "Rüzgar Gibi Geçti"   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU