Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Türkiye/ Türk Dýþ Politikasýna ‘Format’ mý Atýldý?

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Almanya’nın Önlemez Çöktürülüğ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Orta Doðu ve NATO
  Ceren GÜRSELER
  Batý Sahra’da BM’nin Giriþimleri
  Elşan İZZETGİL
  Daðlýk Karabað Savaþýnýn Düþünd...
  Musa KARADEMİR
  ÝNGÝLTERE AB’DEN AYRILDI ÞÝMDÝ D...
  İsmail CİNGÖZ
  Türkiye ve KKTC’de Seçimler Yaklaþ...
Diger yazarlar »
Eklenme Tarihi: 2016-06-13 11:18:51
Türk Dýþ Politikasýna ‘Format’ mý Atýldý?

Türkiye’nin güneyinde “iki cephe”de süreç hýzlandýrýlmýþ vaziyette. Bir tarafta ABD’nin baþýný çektiði, içinde PKK terör örgütünün Suriye versiyonu ile PYD/YPG unsurlarýndan oluþan “koalisyon güçleri”; diðer tarafta ise Rusya, Ýran ve Suriye “üçlüsü” ile onlarýn alandaki “vekil güçleri”nden oluþan “direnç cephesi”.

Ortada ise “þekil þartlarý” itibarýyla önüne “kýrk katýr ile kýrk satýr” arasýnda bir tercih konan ve bundan ötürü “deðerli yalnýzlýk” denilen hatasýndan hýzlý ve radikal sayýlabilecek manevralar ile dönmeye çalýþan, “esneklik” ve “pragmatizm” ile birlikte realist politikalarý bir kez daha dýþ politikasýna taþýyan, taþýmak zorunda kalan bir Türkiye...

“Fabrika ayarlarýna dönüþ” olarak da adlandýrýlan bu durum, sadece ideolojik anlamda bir geri çekiliþ ya da yürütülen politikada iflas olarak deðerlendirilmiyor; ayný zamanda Türkiye’nin iç ve dýþ politikasýnýn yeniden formatlanmasý ile eþdeðer sayýlabilecek yeni bir süreç olarak da yorumlanýyor.

Arap Baharý ile coðrafyamýzda baþlatýlan, Suriye’de zirve yapan, geldiði aþama itibarýyla artýk Türkiye’nin iç ve dýþ güvenliðini doðrudan doðruya tehdit etmeye baþlayan krize karþý ayaklarý yere basan, bastýrýlan bir politika deðiþikliði de denilebilir buna...

Diðer taraftan, Türkiye’nin sýnýrlý gücünü daha akýllýca kullanabilmesi, zaman kazanmasý ve bu noktada cepheyi daraltmasý ile ilgili bu karar; Türk dýþ politikasýnda “strateji” ve “araçlar” baðlamýnda etkisini gösterecek “yeni bir döneme” iþaret ediyor gibi. Dolayýsýyla, bu radikal dönüþüm sadece “politika” deðiþikliði ile sýnýrlý kalacak gibi durmuyor. “Yeni Politika”nýn ruhuna uygun stratejiyi geliþtirebilecek, uygulayabilecek bir kadro deðiþimi ya da tasfiyesi de denilebilir buna...

Siyaseten dizayn sonrasý ilk olarak “Dýþiþleri Bakanlýðý”nda kendisini gösteren bu deðiþim, devletin diðer kilit bürokratik kurumlarýnda da etkisini ciddi boyutlarda hissettireceðe benziyor.

Peki, bu yeni dýþ politikanýn temel felsefesi, yönü ve “ortaklarý” kimler olacak? Bir taraftan Suriye ile “sil baþtan” durumunun konuþulduðu, Rusya ile bir takým “arabulucular” üzerinden “eski günlere nasýl dönülür” cevabýnýn arandýðý, diðer taraftan ABD’nin “her þeye raðmen” Türkiye’yi elinde tutmaya çalýþtýðý bir ortamda Ankara nasýl bir tercih yapacak?

Þu ana kadar netlik kazanmayan ve cevap bekleyen bu türden pek çok soru var. Fakat mevcut verilere bakýldýðýnda sürecin daha çok Türk dýþ politikasýnda önemli kýrýlma ve dönüþümlere iþaret eden 2009 sonrasýný andýrdýðýný söylesek, çok da yanýlmýþ olmayýz. Hatta iç siyaset boyutuyla birlikte deðerlendirildiðinde bu tarihi 2007 ile de baþlatabiliriz...

Türk-Amerikan Ýliþkilerinde Yeni Bir “Ortaklýk Dönemi” mi?

Ýçeride ve dýþarýda terör örgütleri ile birlikte medya ve parlamentolar üzerinden yaþanan geliþmeler her ne kadar Batý’nýn Türkiye üzerindeki “baský” politikalarýnýn bir sonucu olarak kendisini gösterse de, diðer taraftan Türk-Batý ya da daha somut haliyle Türk-Amerikan iliþkilerinde “adý konulmamýþ” yeni bir ortaklýk süreciyle ilgili somut emareler de kendisini göstermiyor deðil.

Örneðin, ABD açýsýndan Türk-Batý iliþkilerinde önemli birer gösterge olarak kabul edilen Türkiye-NATO, Türkiye-AB ve hatta Türkiye-Ýsrail iliþkileri baðlamýnda yaþanan “pozitif” yönlü geliþmeler bunun birer göstergesi olarak kabul ediliyor.

Ayný þekilde, Türk-Batý iliþkilerinde ön plana çýkan bir diðer aktör olarak Almanya ile yaþanan son sözde soykýrým krizine raðmen bir kaç gün önce gündeme gelen ve Almanya’ya bir ödül gibi deðerlendirilen “Ýncirlik Mutabakatý” da bu sürecin bir parçasý olarak gündemdeki yerini almýþ durumda.

Türk-Batý iliþkilerinde her þeye raðmen iþbirliði arayýþý olarak da kendisini gösteren içinde bulunduðumuz bu “geriye dönüþ dönemi”, daha çok Türk-Amerikan iliþkilerinde “1 Mart Tezkere” ve “Çuval” krizleri sonrasý, 2003-2007/2009 dönemini andýrýyor.

Her iki ülke Ortadoðu-Avrasya merkezli yeni dünya dizaynýnda bir kez daha el sýkýþmýþa benziyor. Bunu Suriye merkezli son kýrmýzý çizgiler krizinin yumuþak bir þekilde geçiþtirilmeye çalýþýlmasýndan anlayabiliriz. Ve görünen o ki, “Kuzey Irak Modeli” burada bir kez daha gündeme gelecek gibi...

Süreç, “Yeni Ortadoðu” sonrasý Türkiye’nin kuzeyine ve doðusuna doðru sýcak bir gündeme iþaret ediyor. Türk-Amerikan iliþkilerindeki iniþli-çýkýþlý sürecin bir parçasý olarak kendisini gösteren son geliþmeleri bir de bu perspektiften deðerlendirmekte fayda var. Konjonktür ve ikili iliþkiler tarihini göz önüne alan yüzeysel bir analizle birlikte, bu yeni iliþkinin adýný ve yönünü rahatlýkla görebilirsiniz...

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL

USGAM Baþkaný

 
  BM Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 Sayýlý Kararlarýnýn Hukuken Geçersizliði   2012-03-01
     2012-03-19
  "Küreselleþmenin Fenomeni: Uluslararasý Kuruluþlar"   2012-03-23
  'Merkez-Köprü Baðlamýnda Türkiye Enerji Politikasý'   2012-03-24
  "Kýbrýs Rum Devlet Baþkaný Hýristofyas’ýn Kýbrýs Maskesi"   2012-04-05
  “Yeni Yalta Süreci”ne Doðru…   01.01.2012
  Amerikasýz Bir Ortadoðu'ya Doðru "Yeni Türkiye"...   2012-01-12
  Truman Doktrini'nden "Obama'nýn Favori Müttefikliðine"...   2012-01-14
  Köprü "out" Model "in"   2012-01-16
  "The Operation" Kýlcal Damarlar...   2012-01-24
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU