Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Röportajlar/ Dr. Fuad Hilalov ile Röportaj - 2

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Almanya’nın Önlemez Çöktürülüğ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Orta Doðu ve NATO
  Ceren GÜRSELER
  Batý Sahra’da BM’nin Giriþimleri
  Elşan İZZETGİL
  Daðlýk Karabað Savaþýnýn Düþünd...
  Musa KARADEMİR
  ÝNGÝLTERE AB’DEN AYRILDI ÞÝMDÝ D...
  İsmail CİNGÖZ
  Türkiye ve KKTC’de Seçimler Yaklaþ...
Diger yazarlar »
Dr. Fuad Hilalov ile Röportaj - 2 Eklenme Tarihi: 28-02-2014 11:21:53

Azerbaycan'da yayýnlanan Region Plus dergisinin siyaset bilimi editörü Dr. Fuad Hilalov ile gerçekleþtirdiðimiz röportajýn ikinci kýsmýný ilginize sunuyoruz. 

Azerbaycan dýþ politikasýnda en önemli ülkelerden biri Türkiye ama Türkiye-Azerbaycan iliþkileri de kimi zorluklardan geçiyor. Nasýl deðerlendirirsiniz?

Ben daha Sovyetlerin son yýllarýnda bile Azerbaycan halkýnýn Türkiye’ye karþý olaðanüstü sevgisini biliyordum. Ayný þekilde burada da Azerbaycan’a karþý sevgi vardý. Yirmi küsur yýldýr bazý tatsýzlýklarýn yaþanmasýna raðmen sevgi o kadar güçlü ki hiçbiri göze batmýyor. Duygusal tarafý bir yana býrakýrsak Azerbaycan’ýn baðýmsýzlýðýný ilk tanýyan ülke Türkiye’dir. Azerbaycan baðýmsýzlýðýný kazanýr kazanmaz en yakýn müttefik olarak Türkiye’yi seçmiþtir. Bunda milliyetçi duygular da rol oynamýþtýr elbette. Zaten o zamanlar ikili iliþkiler çok duygusal ve kelimenin iyi anlamýyla fevri bir karakterdeydi. Hem siyasal hem toplumsal düzeyde çok yoðun bir kaynaþma vardý. Ama her þey aniden olmuþtu. Kimse Sovyetlerin çözülerek baðýmsýz Türk devletlerinin ortaya çýkacaðýný beklemiyordu. Dolayýsýyla Türkiye’de bir strateji yetersizliði söz konusuydu. Haydar Aliyev ve Süleyman Demirel iktidara gelince duygusal kardeþliðin yanýnda yavaþ yavaþ somut ortaklýklar inþa edilmeye baþlandý. Burada BTC’yi anmak gerekir. Bu süreçte de bazý sorunlar yaþandý. Aliyev’e yönelik darbe giriþimi gibi. Ama yine de iliþkiler hep yükselen bir eðri izledi. Türkiye’de AK Parti ve Azerbaycan’da Ýlham Aliyev döneminde iliþkiler stratejik ortaklýk düzeyine geldi.

Peki ne gibi sorunlardan bahsedebiliriz?

Türkiye’nin bölgeyle ilgili ve Orta Asya ile ilgili en büyük sorunu bilgi yetersizliði. Müsaadeniz olursa ben Türkiye’yi biraz eleþtireceðim. Azerbaycan’da mý Türkiye daha iyi tanýnýyor yoksa Türkiye’de mi Azerbaycan daha iyi tanýnýyor? Hiçbir þekilde kýyaslanamaz. Tabii ki Azerbaycan’da Türkiye daha iyi tanýnýyor. Türkiye’deki en güncel geliþmeleri çok derin analiz edebilen araþtýrmacýlar var Azerbaycan’da. Ama ayný þeyi Türkiye’de Azerbaycan için söyleyemeyiz maalesef. Bu çok büyük bir yetersizliktir. Bunun aþýlmasý lazým. Bu sadece Azerbaycan’a karþý deðil ayný zamanda Orta Asya’ya karþý da geçerli. Türkiye’de sol kesimin bu coðrafyalarý öðrenmeye öncelik vermemesini normal karþýlarým ama Orta Asya aþký ile yanýp tutuþan insanlar bile hiçbir bilgiye sahip deðiller. Türkiye Rusya’yý da hiç tanýmýyor ama Rusya’nýn neredeyse her devlet üniversitesinde bir Türkoloji bölümü vardýr. Türkiye’yi çok iyi tanýrlar. Ben on sene Kiev’de yaþadýðým için Slavlarý az çok tanýrým. Tarihçiler þunu derlerdi: Bizi neden yenemediler biliyor musun? Çünkü bizi hiçbir zaman tanýmadýlar. Kendilerinden o kadar emindiler ki geldiklerinde savunma sistemi bile kurmadan saldýrdýlar. Ýlk savrulduktan sonra da kaçmaya baþladýlar. Bilgi hayati bir öneme sahiptir ama Türkiye maalesef Kafkasya ve Orta Asya konusunda buna yeterince önem vermiyor.

Bu genel sorunun yaný sýra Türkiye-Ermenistan iliþkilerinden kaynaklanan daha özel sorunlar oldu. Dýþiþleri Bakaný Ahmet Davutoðlu’nun geçen ay yaptýðý Erivan ziyaretinde tekrar gündeme geldi. Azerbaycan’ýn Türkiye-Ermenistan arasýndaki diplomatik sürece bakýþý nasýl?

Türkiye-Ermenistan iliþkilerinde çok þükür Azerbaycanlýlarýn gözü açýldý. Artýk bunun Türkiye’nin iradesi ile gerçekleþmediðini, okyanusun öbür tarafýndan bir dayatmanýn olduðunu Azerbaycan anlamaya baþladý. Azerbaycan eskisi gibi bir tepki vermedi. Futbol diplomasisinin olduðu dönemdeki gibi bir tepki olmadý. Ýnsanlar çok daha soðukkanlý baktýlar. Bir bakalým ne olacak düþüncesi hakim. Azerbaycan bir bekleyiþe geçti. Özellikle son ziyaretten sonra bu ortaya çýktý. Bana göre Azerbaycan’ý bir tarafa býraksak hatta Azerbaycan gibi bir ülke hiç olmasa bile Türkiye’nin izlediði Ermenistan politikasý doðru deðil. Yani bu politika sadece Azerbaycan baðlamýnda deðil Türkiye baðlamýnda da zararlý. Ýlk baþta Türkiye kiminle muhatap olacaðýný belirlemelidir. Türkiye’nin Ermenistan ile ilgili bütün politikasýný Rusya ile konuþmasý lazým. Çünkü Ermenistan, yukarýda saydýðýmýz nedenlerden dolayý Rusya’dan habersiz adým atamýyor.

Ermeni diasporasýný da bu süreçte bir aktör olarak görebilir miyiz?

Evet ama þöyle bir durum var. Geçtiðimiz günlerde Baþbakan Büyükelçilerle yaptýðý toplantýda önemli bir þey söyledi. Biz dedi Ermeni diasporasýnýn faaliyetlerinden korkmuyoruz. Ermenistan demedi. Ermeni diasporasý dedi. Ermenistan bunu manþetlere çýkardý. Bu ifade biz zaten Ermenistan’ýn faaliyetlerini önemsemiyoruzdur. Bunu da özellikle Davutoðlu’nun Ermenistan ziyaretinden sonra söyledi.

Davutoðlu’nun ziyaret sýrasýnda Ermeni tehciri ile ilgili yaptýðý birtakým açýklamalar oldu. Bunlarý nasýl deðerlendirirsiniz?

Bence Erivan’da bir hüsran yaþandý. Otele arka kapýdan girmeler, önceden planlanmasýna raðmen Devlet Baþkaný Sarkisyan ile görüþme olmamasý ve ardýndan sýnýrýn açýlmasý söyleminin bir tarafa býrakýlmasý çok anlamlý. Bir de bu hüsrandan sonra çýkýp Davutoðlu tehcir insanlýk dýþý bir olay dedi. Bu hepimizi hayrete düþüren bir ifadeydi. 2015 öncesinde Türkiye’de maalesef durumun ciddiyetinin fark edilmediðini gösteriyordu. Ama 2015 Ocaðýn birinden itibaren baþlayacak bir süreç var. Türkiye’nin  yüz yüze kalacaðý çok güçlü bir baský olacak.

Bu süreci biraz açabilir misiniz?

2015 süreci yani soykýrým olarak ifade ettikleri tehcirin yüzüncü yýlý. Zaten parlamentolarda tanýnma süreci 1965 yýlýnda tehcirin ellinci yýlýnda baþladý. Önümüzdeki yýlda da yüz yýlýn kutlamalarý baþlýyor  ve bu bir sene ile bitecek bir olay deðil. Bunu 2015’ten 2023’e kadar götürmeyi düþünüyorlar. Çok büyük hazýrlýklar yapýlýyor. Bundan iki sene önce, üst düzey bir komisyon kuruldu. Ýlk toplantýsý Erivan’da yapýldý. Komisyonun baþkaný ise Ermenistan Devlet Baþkaný Sarkisyan. Tüm sürecin ve faaliyetlerin koordine edilmesi amacýyla kurulmuþ bir komisyon bu. Çeþitli Kiliseler, yüz elli, iki yüzden fazla diaspora teþkilatý, her ne kadar Ermenistan’da seçimlerde baþarýsýz olsa da diaspora üzerinde en etkili olan siyasi oluþum Taþnaksutün, yani Ermenistan Devrimciler Federasyonu Birliði bu komisyonu oluþturuyor. Kýsacasý topyekûn bir taarruz söz konusu ve hedef Türkiye’nin soykýrým iddialarýný tanýmasý. Çünkü diðer ülkelerin parlamentolarý tanýmýþ olsa da bu hukuksal bakýmdan Türkiye’yi baðlamaz. Ama Türkiye tanýdýðýnda veya BM’de tanýndýðýnda bu Türkiye’yi baðlar. Ýþte o zaman Türkiye’nin önüne koyulacak tazminat ve toprak talebi vardýr. Tazminat þundan kaynaklanýyor: mademki senin ecdadýn benim ecdadýmý öldürdü o zaman sen onlara bir bedel ödeyeceksin. Toprak talebi de þuradan kaynaklanýyor:  mademki sen beni öldürdün ve bu ülkeden kovdun benim orada kiliselerim var, benim ecdadýmýn orada hanlarý, kervansaraylarý ve köyleri var, bunlarý bana geri vereceksin. Ýster Türkiye’de yaþayan Ermenilerde olsun ister Batýda yaþayan Ermenilerde olsun hala evlerinde Osmanlý döneminin tapularýný saklýyorlar. Bu Türkiye’yi ne kadar baðlar bilmiyorum ama tapularýn olduðunu biliyorum. Ermenilerin yaþadýðý büyük bir coðrafya var. Üstelik tarih boyunca Ermeniler zanaatkâr olduklarý için hep þehirde yaþamýþlar ve zengin olmuþlar. Köyde tarýmla çok fazla uðraþmamýþlar.

Bu konuda çalýþan biri olarak soykýrým iddialarý hakkýnda ne düþünüyorsunuz?

1915 Tehcirinde bir milleti amaçlý bir þekilde topyekûn ortadan kaldýrmak söz konusu deðildi.  Tarihteki bu tür olaylar münakaþalý olaylardýr. Bir taraf tamamen haklý bir taraf tamamen haksýz diyemeyiz ama bu meselede Türklerin suçu yoktur. Ben Azerbaycan pasaportu taþýyan bir yabancý olarak söylüyorum. Türkiye’nin bir suçu yoktur. Tehcir meselesi bir meþru müdafaadýr. Kendini savunma reaksiyonudur. Tehcir sýrasýnda 200-300 bin arasýnda Ermeni’nin hayatýný kaybetmesi söz konusu. Ama bunun nedeni 1: Dizanteri ve diðer salgýn hastalýklar, 2: Ermeni çetelerinin saldýrdýðý ve katlettiði müslüman aþiretlerinin güttüðü kan davasý, 3: Baþýbozuk ve eþkýyalarýn kafilelere saldýrmasý. Bir buçuk milyonluk bir ölümden bahsetmek ise mümkün deðil. O zamanýn Ermeni nüfusu 1,2 ile 1,3 milyon arasýnda. Talat Paþa’nýn günlüklerinde geçen rakamlara göre tehcir edilen Ermeni sayýsý 928 bin. Bunun karþýlýðýnda Ermenilerin katlettiði insanlar da bulunuyor. Daha bir sürü Müslüman toplum mezarýna ulaþýlmadý.

2015 öncesinde Türkiye neler yapabilir?

Türkiye’nin bu topyekûn taarruza karþý yapabileceði en önemli þey ülke içinde insanlarýný aydýnlatmasý. Türkiye’nin en büyük tehlikesi Ermenistan deðildir, diaspora da deðildir. Türkiye’nin baþýný aðrýtabilecek insanlar Türkiye’de bulunmaktadýr. Son yýllarda Türkiye’de baþlayan ve bir merkezden yönlendirildiði izlenimi býrakan bir süreç gözlemliyoruz. Özür kampanyasý mesela. Taksim’de resimlerle yürüyüþ yapýlýyor. Kaldý ki o tuttuklarý resimdeki insanlarýn kim olduðunu da bilmiyorlar. Türkiye’de Mart’ýn sonuna doðru bir rahatsýzlýk baþlar acaba soykýrým diyecekler mi demeyecekler mi þeklinde. Derse ne yaparýz, ambargo yaparýz, sert çýkarýz. Demezse tamam sorun yok. Unutabiliriz. Son zamanlarda 24 .niþsan’da pek fazla etkinlik yapýlmadý. Dolayýsýyla Türkiye de sorunu unutmuþ gözüküyor. Bu fýrtýna öncesi sessizliktir. Demek ki güçlerini biriktiriyorlar. Ama Ermenilerin her dakika her saniye devam eden düzenli, organize ve koordineli bir çalýþmalarý var. Çok basit þeylerden sonuca gitmeye çalýþýyorlar. Yakýnlarda bir karar çýktý. Kalifornia’da ders kitaplarýnda okutulacak Ermeni Soykýrýmý. Bundan on sene önce 24 Nisan’da Bir erkek ve bir kýz genç insan Amerika’da tek tek kapýlarý çalýp insanlara bir karanfil veriyor ve onlara soykýrýmý anlatýyorlardý. Türkiye’de yapýlacak bir baþka þey farklý ideolojilerden insanlarýn bir araya gelmesidir. Örneðin Mehmet Perinçek, hükümete muhalif olabilir ve ya bazý kesimler tarafýndan sevilmeyebilir. Ama Mehmet Perinçek Rus arþivlerinde çalýþtý, Rus kaynaklarýna dayanarak Ermeni tezlerini çürüten Rusça kitaplar yayýnladý ve bu kitaplar Rusya’da tuttu. Babasý þu an hapiste olmasýna raðmen Ýsviçre’deki olaydan sonra Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesinde önemli bir davayý kazandý.

Bu kararýn ne gibi etkileri olabilir?

Mahkemenin çok iyi sonuçlarý var ama kötü sonuçlarý da olabilir. Artýk mahkeme kararý çýktýktan sonra Ýsviçredeki bazý siyasi partiler bile inkar yasasýnýn kaldýrýlmasýnýn doðru olacaðýný düþünüyorlar. Buradan iyi yerlere varýlabilir ama diðer taraftan ben bu adamlara güvenmiyorum. Acaba bunun altýnda bir þey yatýyor mu diye düþünüyorum. Durup dururken 2015 öncesinde böyle bir kararý neden aldýlar? Ama buradan bir komplo teorisi üretmeye de gerek yok. Sonuçta Türkiye’nin lehine olan bir karar var. Buradan ilerlenmesi gerekir. 

Röportaj: Emre Ozan

 
« geri
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU