Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Röportajlar/ Dr. Fuad Hilalov ile Röportaj - 1

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Almanya’nın Önlemez Çöktürülüğ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Orta Doðu ve NATO
  Ceren GÜRSELER
  Batý Sahra’da BM’nin Giriþimleri
  Elşan İZZETGİL
  Daðlýk Karabað Savaþýnýn Düþünd...
  Musa KARADEMİR
  ÝNGÝLTERE AB’DEN AYRILDI ÞÝMDÝ D...
  İsmail CİNGÖZ
  Türkiye ve KKTC’de Seçimler Yaklaþ...
Diger yazarlar »
Dr. Fuad Hilalov ile Röportaj - 1 Eklenme Tarihi: 08-02-2014 11:48:56

Azerbaycan'da yayýnlanan Region Plus dergisinin siyaset bilimi editörü Dr. Fuad Hilalov ile gerçekleþtirdiðimiz röportajýn ilk kýsmýný ilginize sunuyoruz. 

Kafkasya genellikle istikrarsýzlýkla ve çatýþmalarla hatýrlanan bir bölgedir. Azerbaycan da baðýmsýzlýðýnýn ilk yýllarýnda çok büyük zorluklar yaþadý ama günümüzde Kafkasya’nýn yükselen gücü konumunda. Ülkenizle ilgili neler söylemek istersiniz?

Güney Kafkasya dediðimizde üç ülkeyi ele alýyoruz. Ýster nüfus, ister toprak sahasý, ister ekonomi, ister askeri bakýmdan Kafkasya’da lider konumundaki ülke Azerbaycan Cumhuriyeti’dir. 1991’de baðýmsýzlýðýný kazanýp, birçok sancýlý süreçten geçen bu ülkenin þu andaki dýþ siyasetinin tamamen dengeye dayandýðýný söyleyebiliriz. Azerbaycan özellikle petrol kaynaklarýyla ve bu petrole eklenen doðalgaz kaynaklarýyla bölgede çok önemli bir enerji aktörüdür. Bu avantajýný kullanýrken kaynaklarýn taþýndýðý boru hattý güzergâhlarýnda hep dengeli politika izlemeye çalýþmaktadýr. Jeopolitik konumu itibariyle kimilerine göre zor kimilerine göre fýrsatlar sunan bir konumda. Çünkü kuzeyde Kuzey Kafkasya ile yani Rusya ile sýnýrlara sahip. Güneyde ise Ýran ile sýnýrlý. Yani iki büyük imparatorluk varisi ülkeyle sýnýrlý. Zaman zaman bu iki ülke arasýnda baský altýnda kalýyor. Fakat kimilerine göreyse Azerbaycan Doðu ile Batý arasýndaki koridorda avantajlý bir konumda. Azerbaycan’dan Batýya giden TAP ve TANAP projeleri Avrupa’nýn Rusya’ya enerji baðýmlýlýðýný kurtarmýyor ama az da olsa bir denge saðlýyor. Azerbaycan’ýn Avrupa için asýl önemi budur. Azerbaycan’ýn Müslüman ve laik bir ülke olmasý da Batý için ayrýca önemli. Amerika için ise jeostratejik bir öneme sahip ve burada yine enerji boyutunu göz ardý etmemek lazým. Azerbaycan’ýn geçtiðimiz günlerde sona eren Birleþmiþ Milletler Güvenlik Konseyi üyeliði de Azerbaycan’a olan güvenin bir sonucudur.

Bununla birlikte geçmiþteki sorunlar halen çözülmemiþ durumda.

Evet, ülkenin en önemli sorunu Yukarý Karabað’ýn hala iþgal altýnda olmasýdýr. 1994’te savaþýn sýcak safhasý bir ateþkes sözleþmesi ile bitmiþ olmasýna raðmen hala bir barýþtan söz edemeyiz. Azerbaycan’ýn temel þartý Ermeni askeri birliklerinin hem Karabað’dan hem de iþgal altýnda bulunan beþ Azeri ilinden çekilmesi. Bunun karþýlýðýnda Azerbaycan, Yukarý Karabað’da yaþayan Ermenilerin tüm haklarýný temin edecek bir özerklik, günümüz dünyasýnda ne kadar azami bir özerklik mümkünse o kadar özerklik temin edilebilir. Ama elbette Azerbaycan’ýn toprak bütünlüðüne zarar gelmeden. Ama Ermeniler halen direniyorlar. Ermeniler bölgedeki birtakým aktörlere güvenerek direniþlerini sürdürüyorlar.

Hangi aktörler bunlar?

Tabii ki Rusya’ya güveniyor. Zaten baþka seçeneði yok çünkü Rusya ile bir baðýmlýlýk iliþkisi içerisinde. Ermenistan ekonomisinin nerdeyse yüzde sekseni Rusya’nýn elinde. Özellikle de ekonominin stratejik sektörleri. Örneðin doðalgaz Rusya’dan alýnýyor ve alýnan doðalgazýn ülkedeki paylaþýmý yine bir Rus þirketi tarafýndan yapýlýyor. Devlet demiryollarý yine Rusya’nýn elinde. Telefon þirketleri Ruslarýn elinde. Su ve elektrik santralleri Rusya tarafýndan iþletilmektedir. Yani neredeyse bütün stratejik sektörlerde Rus denetimi söz konusu. Ayrýca ülke bütçesinin önemli bir bölümü Rusya’da yaþayan Ermeni asýllý nüfusun Ermenistan’daki ailelerine gönderdikleri sýcak para oluþturmaktadýr. Ýran ve Türkiye ile olan sýnýrlarý Rus askerleri koruyor. Ülkede çok büyük Rus askeri üsleri mevcut. Bundan iki sene önce Erivan’da resmi askeri geçiþte Ermeni birliklerin yerine Rus birliklerin yürüyüþ yapmasý manidardýr. Zaman zaman Türkiye’de de duyduðumuz, Batý yanlýsý bir hükümetin gelmesi ile Ermenistan’ýn çok farklý bir politika izleyebileceði düþüncesi büyük bir yanýlgýdýr. Ýktidara kim gelirse gelsin Rusya’ya raðmen politika izlemek hiç kolay deðil. Ermenistan’da iktidarýn deðiþeceðini zannetmiyorum ama deðiþse bile en fazla yine Rusya’ya baðlý baþka bir grup iktidara gelir. Çünkü Batý Ermenistan’da çok zayýf. Serj Sarkisyan’ýn 2008’de seçilmesinin ardýndan halkýn sokaklara dökülmesi ama Batýnýn Sarkisyan’ý tanýyarak halký desteklememesi halkta da Batýya karþý bir hayal kýrýklýðý yaratmýþtýr.

Bu noktada Azerbaycan’ýn politikasý ne oluyor?

Azerbaycan’ýn Ermenistan konusundaki temel politikasý tüm bölgesel projelerden Ermenistan’ý uzak tutmak þekilde oluyor. Özellikle enerji alanýndaki projelerden ve diðer ekonomik projelerden. Yani ekonomik ambargo gibi. Ermenistan bölgesel olarak izole edilmiþ bir durumda. Þu an Türkiye de sýnýrlarý kapalý tutuyor. Ermenistan’ýn kuzeyinde Gürcistan var ama Gürcistan bu kadar katý bir politika izlemiyor, Ermenistan’a bazý fýrsatlar tanýyor. Bir de Ýran var. Belki de Ermenistan’ýn dýþarýya açýlan tek penceresi Ýran ama Ýran da uluslararasý camianýn uygulamýþ olduðu ambargolar nedeniyle Ermenistan’a pek fazla yardýmcý olamýyor. Bunun sonucunda Ermenistan Cumhuriyeti bölgenin en az geliþmiþ ülkesidir. Nüfusu sanýlanýn daha altýnda. Ekonomi hiçbir doðal kaynaða sahip deðil.

Buradan Gürcistan’a geçelim. Gürcistan’ý bölge içerisinde nasýl konumlandýrýyorsunuz ve Azerbaycan’ýn Gürcistan’la iliþkilerini nasýl deðerlendirirsiniz?

Gürcistan’ýn en büyük sorunu ondan baðýmsýzlýðýný ilan etmiþ iki özerk bölgedir. Her ne kadar Abhazya’nýn az çok baðýmsýzlýk iddiasýnýn bazý temelleri olsa da Güney Osetya her zaman Gürcistan sýnýrlarý içerisinde olmuþtur. Bu iki bölgeyi Gürcistan baþarýsýz politikalarla kaybetti. Eduard Þevardnadze dengeli bir politika izledi, Rusya’ya sýcak mesajlar gönderdi ama Abhazya Rusya için önemli bir bölgeydi. Sonra Gül Devrimi ile Mihail Saakaþvili iktidara geldi. Saakaþvili çok enteresan bir devlet adamý. Bazýlarý ona hayrandýr bazýlarý ise düþmandýr. Ama Gürcistan tarihinde önemli bir figür olarak yerini alacaktýr. Mafyanýn hemen hemen her alanda egemen olduðu Þevardnadze döneminde yolsuzluk, rüþvet, kayýrmacýlýk zirvedeydi. Saakaþvili kýsa bir sürede Gürcistan’ý kanunlarýn iþlediði bir ülke haline getirdi. Elbette tüm sorunlar çözülmedi, kendi çevresinde de rüþvete karýþanlar olduðu iddia ediliyor ama büyük bir deðiþim olduðunu kabul etmeliyiz. Ama Gürcistan’ýn en büyük baþarýsýzlýðý dýþ politika alanýndaydý. Öncelikle Saakaþvili’nin  oluþturduðu kadrolar çok tecrübesizdi. Çevresinde Sovyet döneminden kalan kimseyi görmek istemiyordu. En yaþlý bakaný otuz beþ yaþýndaydý ve yurtdýþýnda eðitim almak ilk þarttý. Bu çok güzel bir þey ama bu kadronun hiçbir devlet tecrübesi yoktu. Tasfiye edilen insanlar iyi veya kötü belli bir tecrübe sahibiydiler. Bu insanlar tamamen silinip atýldý. Böylece tamamen keyfi bir dýþ politika izlemeye baþladý. Rusya mutlak bir þer ilan edildi. Komþunuz olan dev bir ülke söz konusu. Bir karýncanýn bir ejderhaya karþý meydan okumasý gibi bir þeydi bu. Bu politikanýn dayanaðý ise Batýdaki destekçilerine fazla inanmasýydý. Sonra tabii 2008 musibeti yaþandý. Bu gerçekten bir faciaydý. Beþ gün içinde altý binin üzerinde Gürcü askeri hayatýný kaybetti. Gürcü halký bu faciada Rusya’dan çok Saakaþvili’yi sorumlu tutuyor. Saakaþvili ilk ölümcül darbeyi bence orda aldý. Gürcistan halký da demokratik bir seçimde Saakaþvili’nin partisine oy vermeyerek þu andaki iktidarý yönetime getirdi.

Þimdi yeni bir iktidar var?

Þu anki iktidarýn dýþ politikasýný þöyle özetleyebiliriz. Gürcistan’ýn NATO ve AB üyelik hedefinden vazgeçilmemiþtir. Ayný politika izlenmektedir ama dengeli bir þekilde. Rusya’ya ýlýmlý mesajlar verilmektedir ve Rusya’dan da ýlýmlý mesajlar alýnmaktadýr. Örneðin Saakaþvili Soçi olimpiyatlarýna asla iþtirak edilmeyeceðini ve bu olimpiyatlarýn zaten gayri meþru olduðunu söylemesine raðmen þu andaki yönetim, devlet erkanýnýn ziyaret olimpiyatlara iþtirak etmeyeceði ama sporcularýn katýlacaðý mesajýný vermiþtir. Yani dýþ politika dengeye dayalý ama Türkiye’nin hayati önemi devam etmektedir. Gürcistan devlet baþkaný ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yaptý. Gerçi yaþanan anayasa deðiþikliði ile artýk yürütme yetkilerinin büyük kýsmý baþbakana aktarýldý. Türkiye modeline benzer bir model oluþturuldu. Ama yine de Cumhurbaþkanýnýn ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmasý önemlidir. Gürcistan ayakta kalabildiyse bir Türkiye’ye bir de Azerbaycan’a minnettar olmalýdýr. Bunun ne kadar farkýndalar bilemiyorum ama Gürcistan’ý ayakta tutan etkenlerin baþýnda Türkiye gelir. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattý, Bakü-Tiflis-Erzurum doðalgaz boru hattý, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hatlarýnda Gürcistan önemli bir halkadýr. Gürcüler de vazgeçilmez bir unsur olduklarýný biliyorlar. Gürcistan olmasa Ermenistan’la muhatap olmak zorundayýz ve Azerbaycan bunu kesinlikle istemiyor. Uluslararasý ambargolar nedeniyle Ýran’ý kullanamýyoruz oysa altyapý olarak en uygun güzergah Ýran. Batý ile Ýran’ýn arasý düzelirse burada en büyük darbeyi Gürcistan yiyecektir. Çünkü önemini büyük ölçüde kaybedecek. Gerçi Türkiye için yine de Kafkasya’ya açýlan bir ülke olarak önemini koruyacaktýr.

Ýran-Azerbaycan iliþkileri de sürekli iniþ-çýkýþlarla seyrediyor.

Ýran Azerbaycan iliþkileri zaman zaman zorluklardan zaman zaman daha rahat dönemlerden geçiyor. Ýran özellikle önem taþýyor çünkü Azerbaycan nüfusunun iki katý Azerbaycan Türkü günümüz Kuzey Ýran’ýnda yaþýyor. Biz oraya güney Azerbaycan diyoruz ama bu kesinlikle Ýran’ýn toprak bütünlüðüne yönelik bir saygýsýzlýk deðildir. Güney Azerbaycan aslýnda kültürel bir kavramdýr bizim için. Ýki yüz senedir süren bir bölünmüþlük vardýr ama biz onlarý hep kendimizden biliriz. Git-gellerimiz çoktur. Örneðin bizim için çok önemli olan Nevruz Bayramýnda Bakü sokaklarýnda Güney Azerbaycan aksanýný ya da Farsçayý rahatlýkla her yerde duyabilirsiniz. Ýran konusunda Azerbaycan’ýn en büyük hayal kýrýklýðý Yukarý Karabað sorununda ve onun akabinde Ermenistan’a saðladýðý destektir. Ýran güçlü bir Azerbaycan görmek istemiyor. Ülkesinde Farslarla hemen hemen ayný nüfusa sahip Azerbaycan Türklerinin kuzeydeki kardeþlerini görüp baðýmsýzlýk talep etmelerinden çekiniyorlar. Aslýnda Azerbaycan’a olumsuz bir tavýrla yaklaþmýyorlar fakat fazla güçlenmesini de istemiyorlar. Buna raðmen Azerbaycan’da Ýran’a karþý olumsuz bir hava yoktur. 

Röportaj: Emre Ozan

 
« geri
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU