Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Analizler / Türkiye/ Türkiye'nin 'Yeni Suriye' Politikasý...

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Almanya’nın Önlemez Çöktürülüğ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Orta Doðu ve NATO
  Ceren GÜRSELER
  Batý Sahra’da BM’nin Giriþimleri
  Elşan İZZETGİL
  Daðlýk Karabað Savaþýnýn Düþünd...
  Musa KARADEMİR
  ÝNGÝLTERE AB’DEN AYRILDI ÞÝMDÝ D...
  İsmail CİNGÖZ
  Türkiye ve KKTC’de Seçimler Yaklaþ...
Diger yazarlar »
Eklenme Tarihi: 2016-07-11 12:18:53
Türkiye'nin 'Yeni Suriye' Politikasý...

Tablo her geçen gün daha da netlik kazanýyor. Türkiye, "Yeni Suriye" sürecindeki yerini alýyor. Bunun makro anlamý "Yeni Ortadoðu" ile eþdeðer. Türk dýþ politikasýndaki hýzlý normalleþme süreci Ankara'nýn bu konuda baþta Washington ve Moskova olmak üzere ilgili baþkentlerle belli bir mutabakata vardýðýný gösteriyor. Dolayýsýyla mevcut Suriye politikasýna "format atma" zamaný...

Eðer durum böyle ise, o zaman þu dört kritik soruya verilecek cevap büyük bir önem arz ediyor. Birincisi, karþýmýza nasýl bir "Yeni Suriye" çýkacak? Ýkincisi, Türkiye bu "Yeni Suriye" sürecinde nasýl bir rol üstlenecek? Üçüncüsü, Türkiye'nin buradaki kazancý ne olacak? Sonuncusu ise, Türkiye tüm bu süreçte kimlerle birlikte hareket edecek?

Suriye konusunda eskiye dönüþün mümkün olmadýðý artýk ortada. Nüfuz alanlarýna bölünmüþ, bir süreliðine kaðýt üstünde bir bütünlük arz edecek olan, Irak modelinin ileri versiyonu olarak karþýmýza çýkmasý muhtemel bir "Yeni Suriye" süreciyle karþý karþýya kalacaðýz. Yani, bir tür mandaterlik süreci söz konusu. Dolayýsýyla, ufukta þu an için baðýmsýz devlet ya da devletler görünmüyor, özellikle de baðýmsýz bir Kürt devleti...

Bunun en önemli nedeni ise, Suriye'deki iç savaþýn artýk kontrol edilemez bir hale gelmeye baþlamýþ olmasý. Bu geçiþ sürecinde hiç kimse küçük çaplý da olsa bir savaþ istemiyor. Çünkü, küçük de olsa bu savaþýn bölgeyle sýnýrlý kalmayacaðýný, Üçüncü Dünya Savaþý'ný tetikleyeceðinin hemen herkes farkýnda. Dolayýsýyla krizi ya da iç savaþý dondurma eðilimi aðýrlýk kazanmýþ görünüyor. Bunun için de taraflar en azýndan kendilerine iþbirliði noktasýnda "ortak bir düþman" belirlemiþ görünüyor.

Hedef Sadece IÞÝD mi?

Vekaleten savaþýn temel unsurlarýnýn "kýsmi tasfiye" süreci, en azýndan Suriye boyutuyla, ön plana çýkmýþ vaziyette. Bu da, Suriye'deki gruplarýn "ýlýmlý" ve "radikal" bazda tasniflerinin yapýldýðý anlamýna geliyor. Ve görünen o ki, 2012'de ABD'nin bu konudaki teklifine çok da sýcak bakmayan Ankara, bu sefer "kýsmi evet" diyor.

"Kýsmi evet"in karþýlýðý ise þu an görünürde IÞÝD. Fakat arka planda farklý gruplar da olabilir. Hatta buna þu an için "doðru tarafta" mücadele verdiðini zanneden gruplar da dahil edilebilir. Nitekim, Ortadoðu tarihi ayný zamanda "satýþlar tarihi" olarak da bilinir. Hiç kimse vazgeçilmez deðildir.

Bu baðlamda Türkiye'ye yönelik canlý bomba eylemlerinde IÞÝD'in adýnýn telaffuz edilmesi ve basýnda, özellikle de ABD'nin CIA orjinli istihbarat bilgilerine dayalý bilgiler çerçevesinde IÞÝD'in Türkiye'nin deðiþik kentlerinde çok daha büyük çaplý eylemler yapacaðýný açýklamasý bir tesadüf olmasa gerek. Ayný þekilde, baþta Batý basýný olmak üzere, IÞÝD'in bu noktaya gelmesinden Türkiye'deki yönetimi sorumlu tutmasý ve baský altýna almaya çalýþmasý da dikkat çekici.

Dolayýsýyla, Türkiye içinde baþlatýlan operasyonlar öyle görünüyor ki sýnýr ötesinde de aðýrlýk kazanacak gibi. Türkiye'nin bu baðlamda "güvenli bölge" inþasý için alana inmesi ve burada baþta IÞÝD olmak üzere tehdit olarak gördüðü bütün unsurlar ile "daha etkin" bir mücadeleye girmesi kaçýnýlmaz görünüyor. Yani, hedef sadece IÞÝD olmayacak! Bu hedefin, ayný zamanda Rusya, Suriye ve Ýran'ýn da ortak hedefi olmasý Türkiye'nin iþini fazlasýyla kolaylaþtýrýyor.

"Direnç Cephesi" ile Sil Baþtan mý?

Türkiye'nin Rusya ile baþlattýðý normalleþme sürecine Ýran'ýn anýnda verdiði destek oldukça önemli. Esad rejiminin de Kuzey'den duymaya baþladýðý rahatsýzlýk da göz önünde bulundurulduðunda, yeni süreç kafada daha da netleþiyor. Bu husus, hiç kuþkusuz ABD'nin planlarý ya da bölgedeki hedefleriyle çok örtüþmüyor ama mevcut þartlarda yapabileceði çok þey yok. Türkiye ile anlaþmak zorunda!

Türkiye'nin Çin ile imzaladýðý nükleer iþbirliði anlaþmasý da dikkate alýndýðýnda, aslýnda Ankara'nýn Doðu ya da "Direnç Cephesi" ile yeniden bir baþlangýç içerisinde olduðu söylenebilir. "Temkinli" de olsa, taraflarýn karþý karþýya kaldýðý "mecburiyetler", böylesi bir "konjonktürel ittifaký" kaçýnýlmaz kýlýyor. O yüzden meseleye sadece turist ve domates olarak bakmamakta fayda var. Mevzu daha derin.

Nitekim, Rusya bu hususta Türkiye'ye ABD'den bir adým daha yakýn olduðu mesajýný þu þekilde veriyor: "Esed ve PKK/PYD vazgeçilmez deðil". Merak edenler bu hususta Rusya Milli Güvenlik Akademisi Dýþ Ýliþkilerden sorumlu Baþkan Yardýmcýsý Talat Enveroviç'in açýklamalarýna bakabilir. Bu arada þunu da belirtmekte fayda var: Rusya'da herkes kafasýna göre açýklama yapamaz!

Normalleþme Sürecindeki Anormallikler...

Normalleþme sürecinin kendisi bile aslýnda baþlý baþýna bir anormal durum. Çünkü, bu kadar keskin bir dönüþü hiç kimse tahmin edemiyordu. Fakat bu sürecin, içinde bulunduðumuz anormal sürecin bir sonucu olduðunu da kabul etmek gerekiyor.

Mevcut sürece þöyle bir baktýðýnýzda bunu siz de üç aþaðý beþ yukarý göreceksinizdir. Nitekim, bu anormalliklerin bir sonucu olarak baþta yakýn çevremiz olmak üzere, tüm dünya büyük bir bilinmeze, derin bir kaosa doðru sürükleniyor ve bu hepimizi korkutuyor.

Ankara'nýn normalleþme adýna attýðý bu adýmlar istenilen sonucu ne kadar beraberinde getirir, bunu hep birlikte göreceðiz. Fakat arkada çok büyük enkazlarýn ve hayal kýrýklýklarýnýn da býrakýldýðý bir gerçek. "Normalleþme" sürecinde "anormal" bir görüntü olarak karþýmýza çýkan bu tablo ortadan kaldýrýlmadýkça, alanda gerçekten ne kadar baþarýlý olunabilir, bu da bir diðer büyük soru iþareti. Suriye kökenlilere verilecek olan vatandaþlýk belki de bunu telafiye yönelik bir giriþimdir. Eðer böyle ise, bu sayý üç milyon ile sýnýrlý kalmaz.

Türkiye'nin artýk bundan sonrasý için hata yapma gibi bir lüksü yok. O yüzden son atýmlýk barutu çok iyi kullanmak gerekiyor. Aksi takdirde hiç bir normalleþme süreci bizi kurtaramaz. En azýndan ilgili çevrelerin artýk bunun farkýnda olmasý gerekiyor.

Not: Tüm okuyucularýmýn Ramazan Bayramý'ný da en içten duygularýmla kutluyorum...

 

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL

USGAM Baþkaný

 
  BM Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 Sayýlý Kararlarýnýn Hukuken Geçersizliði   2012-03-01
     2012-03-19
  "Küreselleþmenin Fenomeni: Uluslararasý Kuruluþlar"   2012-03-23
  'Merkez-Köprü Baðlamýnda Türkiye Enerji Politikasý'   2012-03-24
  "Kýbrýs Rum Devlet Baþkaný Hýristofyas’ýn Kýbrýs Maskesi"   2012-04-05
  “Yeni Yalta Süreci”ne Doðru…   01.01.2012
  Amerikasýz Bir Ortadoðu'ya Doðru "Yeni Türkiye"...   2012-01-12
  Truman Doktrini'nden "Obama'nýn Favori Müttefikliðine"...   2012-01-14
  Köprü "out" Model "in"   2012-01-16
  "The Operation" Kýlcal Damarlar...   2012-01-24
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU