Videolar Linkler RSS Site Haritası
 
 
 
 
Untitled Document
» Konular / Siyaset-Kamu Yönetimi/ “Azerbaycan -Türkiye İlişkilerinin Geliştirilmesinin Gerekliliği”

Yazarlar
  Mehmet Seyfettin EROL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Alaeddin YALÇINKAYA
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Elşan İZZETGİL
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Ceren GÜRSELER
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  Musa KARADEMİR
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
  İsmail CİNGÖZ
  Hacked By Er0iN || Yalnızlık sert gelir ...
Diger yazarlar »
  Eklenme Tarihi: 2012-04-17
“Azerbaycan -Türkiye İlişkilerinin Geliştirilmesinin Gerekliliği”

Ortak soyla, tarih, dil, din ve kültür gibi yüce değerlerle birbirine bağlı olan iki komşu kardeş ülkenin ilişkilerinin geliştirilmesi her iki ülkenin bölgedeki rekabetten karlı çıkması adına önem arzetmektedir. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri günümüzedek inişli-çıkışlı bir seyir izlemiştir. İki ülke ilişkilerinin gelişimine olumlu-olumsuz tesir eden bazı önemli etkenler olsa da, ilişkilerin tarihi köklere sıkı bağlı olan politik, kültürel, ekonomik ve askeri olarak birçok ortak yönleri bulunmaktadır.

İki ülke ilişkilerine realist çerçeveden baktığımızda, Azerbaycan Türkiye için Türkiye’nin Orta Asya ve Türk Dünyası’na koridor vazifesi gören jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip olmakla birlikte enerji güvenliği açısından oldukça önemli ülkedir. Azerbaycan için ise Türkiye, dış politikasında Avro Atlantik yönümlü politikalar yürüten Azerbaycan için batıya entegre olmada maddi-manevi köprü, örnek aldığı bir model ülke vazifesini görmektedir.

İkili ilişkileri geliştirmek için her türlü yasal çerçeve oluşturulmuştur. Bu bağlamda, Haydar Aliyev döneminde de varolan ve 2007 yılında İlham Aliyev’in de imzalamasıyla resmilik kazanan Azerbaycan’ın Ulusal Güvenlik Konseptini yansıtan belge (1) Azerbaycan’ın ikili ilişkilerine ışık tutması açısından önem arzetmektedir. Bu belge aslında yavaş yavaş Azerbaycan dış politikasının, 2007’de de olsa, kurumsallaştığından haber veriyor. Belgede, küresel ve bölgesel değişimlerin yaşanmasıyla Azerbaycan’ın da içten ve dıştan algıladığı tehditlerin çeşitlendiği bildirilerek, bu tehditlere karşı tedbirlerin alınması amacıyla sözkonusu belgenin kabul edildiği vurgulanmıştır (1).

Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine olumsuz etki eden faktörlerin başında şüphesiz tarihten beri Rusya ve İran’ın, günümüzde de ilaveten İsrail, Çin, AB gibi aktörlerin bölgeye yönelik politikaları gelmektedir. Kabül edilen güvenlik konsepti metninde sözkonusu ülkelerle ilgili aslında Azerbaycan dış politikasına yansımayan önemli detaylar bulunmaktadır. Belgede: “...Bölgede barış ve istikrarı sağlamak için Azerbaycan Cumhuriyeti çok taraflı adımların atılmasını önemsemektedir. Öncelikle Kafkasya bölgesi, kitle imha silahlarından arındırılmalıdır. Nükleer silahların yayılmamasını öngören uluslararası hukuk normlarına uygun olarak hem bölgesel, hem küresel düzeyde istikrarın sağlanması ve güçlendirilmesi gerekli şartlardır. Bölgede dış askeri güçlerin bulunmaması bölgesel güvenliğe olumlu katkıda bulunabilir. Bölgesel güvenlik bölge ülkelerinin karşılıklı olarak egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tanıması, militarist ve saldırgan politikadan uzak durması yoluyla sağlanmalıdır (1).” gibi, Rusya ve İran’ın politikalarını tehdit olarak gören ifadeler mevcuttur.

Konsepte göre artık Azerbaycan’ın dış politikası güvenlik eksenli olacaktır. Özellikle bölgedeki enerji işbirliğine de uygun olarak Türkiye ve Gürcistan’la ilişkilerin önemli olduğu belirtilmektedir. “...Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye arasındaki üç taraflı stratejik ortaklık ve gelişen işbirliği bölgede istikrar sağlamanın esasıdır... Azerbaycan Cumhuriyeti`nin bağımsızlığını tanımış ilk devlet olan ve bölgede barış ve istikrarın sağlanmasında özel rol oynayan Türkiye ile bütün alanlarda çok taraflı ilişkiler oldukça mühimdir. Etnik, kültürel ve dilsel olarak köklü şekilde bağlı olan ülkelerimiz arasında karşılıklı ilişkiler stratejik işbirliği düzeyinde daha da genişlemekte ve derinleşmektedir (1).”

Aslında Azerbaycan tarafında Türkiye’yle ilişkilerin hukuki zemini her taraflı geliştirilecek şekilde mevcuttur. Kabul edilmiş konsepte uyulması halinde Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de istenilen düzeyde gelişme gösterecektir.

Son dönem Türk dış politikasındaki birtakım değişikliler ikili ilişkileri de etkilemiştir. Komşusundaki diğer bölgelerle birlikte Kafkasyada da boşluk ortaya çıktığı ve Türkiye’nin tarihine ve geleneklerine sahip çıkarak politikalarını buna gore oluşturulması fikri savunulmaktadır (2). Davutoğlu’nun teorik ideallerini dış politikaya uygulamaya çalışması Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde de birtakım sorunların yaşanmasına, anlaşmazlıklara getirip çıkarmıştır. Örneğin ’komşularla sıfır sorun’ anlayışı aslında komşular tarafından anlaşılmadığından komşularla ‘sıfırın soluna hangi komşu hangi rakamı koyarsa o kadar sorun’ haline dönüşmüştür. Bu politika kapsamında gerçekleştirilen ‘Ermeni açılımı’ da Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini gerginleştirmiştir.

Türkiye ile Azerbaycan arasında yaşanan bu anlaşılması zor gerginlikler aslında Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın farklı amaçlar doğrultusunda karıştırılmasına ve bölgedeki komşularından tecrid edilmesine hizmet etmektedir. Tek amaç, Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini bozmak değildir. Problem aslında şudur: Türkiye’ye demek istiyorlar ki ‘Komşularla sıfır sorun’mu diyorsunuz - AKP dış politikasının bel kemiğini oluşturuyor- siz komşu kardeş ülkenizle bile geçinemiyorsunuz. Bölge lideri olmak sizin neyinize…

Dış politikasında savunma-güvenlik ikilemine çok önem veren Türkiye için Güney Kafkasya’daki güncel gelişmeler güvenliği açısından önem arzetmektedir. Bu bağlamda Azerbaycan’ın da refahı ve güvenliği Türkiye açısından önemlidir. İlaveten, iki ülke arasındaki ilişkilerin seyri her iki ülkenin geleceği ve bölgedeki jeopolitik dengeler bakımından mühimdir.

Kafkasya’daki güncel ilişkiler karmaşasını fırsata çevirmek için, stratejik ortaklığını gerekliliğini yaparak bölge ile ilgili politikalarda ortak stratejiler, uygulanabilir ortak planlar hazırlanmalıdır. Bu hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun olacaktır. Yakın tarihimiz bize Azerbaycan’ın Karabağ dahil iç-dış tüm sorunlarını Türkiye’siz çözemeyeceğini, Türkiye’nin de Avrasya stratejisinde Azerbaycan’sız başarılı olamayacağını göstermiştir. Her alanda soydaşlığın, aynı millet olmanın farkında olarak Azerbaycan ve Türkiye’nin birbirlerine yönelik birbirini tamamlayan, gerçekçi kurumsallaşmış politikalar üretmelidirler. Ancak bu şekilde olursa ‘Tek Millet İki Devlet’ söylemi gerçek manada anlamını bularak ilişkilere yansıyacaktır. Günümüzün şartları özellikle bunu gerektirmektedir. Umarız her iki ülke bunun farkına vararak tarihin bir daha tekerrür etmemesi adına tarihten dersler alıp milletimizin gelecek tarihini birlikte yazarlar.

KAYNAKÇA

  1. Azerbaycan Cumhuriyetinin Ulusal Güvenlik Belgesi, http://www.iom.az/legislation/files/NationalSecurityConcept-Azeri.pdf , (17.04.2012).
  2. Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik, Küre Yayınları, İstanbul 2009, ss. 110-113.      

 

Samir GULİYEV

Qafqaz Üniversitesi – Bakü/AZERBAYCAN

 
  ‘Arap Baharımsı’lığı Döneminde Türkiye-İran İlişkisi   2012-03-19
  "Ortadoğu Bağlamında Türkiye-ABD İlişkileri"   2012-03-12
  "Amerika'nın Büyük Stratejisi Olarak Demokrasi "   2012-03-19
  "Bangladeş'de Anayasa Tartışmalarının Gölgesinde Siyasi Kriz   2012-03-20
  "Çin Pakistan İlişkilerinde Doğu Türkistan"   2012-03-22 00:13:23
  "Avrupa Treni Dönüyor Mu?"   2012-03-20
  "Obama -Dalay Lama Görüşmesinin ABD - Çin - Hindistan İlişkilerine Olası Etkisi"   22.03.2012
  "Özbekistan: 20 Yıllık Yeni Tarih"   22.03.2012
  "ÇATIRDAYAN AVRUPA"   2012-03-20
  "Cem Özdemir'e "Yeşil" Iışık (Mı?)"   2012-03-20
 
Ana Sayfa Hakkımızda Haberler Analizler Röportajlar Projeler Duyurular Raporlar Makaleler Yasal Uyarı İletişim
  Soft&Design N.ROGLU